ben bu yaziyi kendime yazdim

sevgimin kıvamı yok benim kinimin ölçüsü için alet bulunamamış...

dopdolu bir yüreğim var benim... herkes kadar dolu ama bir ben var tam karşımda herkesten çok hisseden bu doluluğu ...

hee yine karşıma aldım kendimi... öfkeyle bakıyorum ona... hissizleşemediği için...

sevgimin kıvamı yok benim kinim ölçüsü için alet bulunamamış...

fazla cıvık bir sevgi en hak etmeyene ve fazla katı bir sevgi en hak etmeyene...

hee yine karşıma aldım kendimi... öfkeyle bakıyorum ona... sınırları olmadığı için...

turk silahli kuvvetleri

kara (jandarma dahil) deniz ve kara kuvvetleri, subay, askeri memur, assubay,erbaş ve erleriyle askeri öğrencilerden teşekkül eden ve seferde ihtiyatlarla takviye edilen kadro ve kuruluşlarla teşkilatı gösterilen silahlı devlet kuvvetidir.

askerlikte gece egitiminin onemi

görüntüsüz yapılması tehlikeli kabul edilen görevleri geceleyin karanlıkta yapılabilmesi için gece muharebe edecek şekilde iyi yetişme zorunluluğu açıktır.

askerlikte gece egitiminin onemi

karanlık, gelişmemiş erlerin düşmanıdır.

gece eğitimiyle, geceleyin hareket etmek ve ateş açmak hususunda er kendi nefsine olan güvenini artırır.

er gecenin bahşettiği gizlenme imkanlarından düşmana karşı üstünlük sağlar.

askerlik

türk vatanını, istiklal ve cumhuriyetini korumak için harp sanatını öğrenmek ve yapmak mükellefiyetidir.

esas durus

askerliğin en iyi duruş şekli olup bedence ve eğitimce gelişme derecesinin bir ölçütüdür.

asker

askerlik mükellefi altına giren. resmi bir elbise taşıyan, özel kanunlarla türk silahlı kuvvetlerine katılan, erden mareşala kadar rütbe taşıyan şahıslardır.

gercek hayatta ezik bir yasam suren yazarin sozlukte cosmasi

vallahi coşuyorlar billahi coşuyorlar...

oysa o kadar ezikler ki gerçek hayatta... çok fazla arkadaşları yok ve bunu kendi tercihleri gibi gösteriyorlar, annelerinden azar işitip babalarından dayak yiyorlar, öğretmenleri bunlar parmak kaldırınca söz hakkı vermiyor falan...

sonra sanal alemi ve dahası sözlüğü keşfediyorlar...

orda yarattıkları aslan kimlikleriyle bol bol kükrüyorlar falan...

ama nafile...

gerçek hayatta döl olmaktan ötesine geçemeyenlerin uçucu üç beş cümlesine sadece üç beş gün tamah eder bu sanal ortamlar...

ben merak ediyorum... bu döller burda kükredikçe babaları evlerinde daha mı az dövecek onları...

bu döller burada kükrediklerinde akşam eve babaları gelince anneleri daha mı az şikayet edecek onları....

bu döller burada kükrediklerinde öğretmenleri daha mı fazla söz hakkı verecek onlara...

parmak kaldırdıklarında daha mı fazla göze çarpacaklar...

yoo hayır... kapa bilgisayarını ve döl olmaktan ötesine geç artık... babana dinlet kendini, öğretmenine ifade et kafandakileri ve bu sırada sınıf arkadaşların dinlesin seni...

burda coşma coşturma kimseyi, yapay buralar...

ortaya hakaretten fazlasini koyamayan yazar

tek sorunları reel hayat tatminsizliğidir...

sen tut zibilyon tane şey bil sonra sikik bir üniversitenin sikik bir bölümünde oku...

ee bunun hıncıda sanal ortamlarda adam aşağılamak, aşağılıklık bastırmak ve dahası hakaret etmekten çıkacak değil mi...

bunlar evlenince sırf hayatta hak ettikleri yerlere gelemedikleri için karılarını döverler.

edit: benim nick altımda çok var bunlardan.

cincibir goz

sözlükteki bir iki kişi dışındaki herkesle boştan, boktan muhabbetler eden bir yazar bu konuda herkesle hem fikirim...

ancak bu noktada amaç önemli; şimdi benim dolu dolu konuşmak, kokuşmuş kibir küplerinden bir şeyler öğrenmek yahut birilerine bir şeyler öğretmek gibi bir derdim var mı?

bu sorunun cevabı çok önemli... kimse hakkımda bir şey bilmez ve dahi kimse hakkında bir şey bilmem...

hatta ve de hatta kiminle ne konuştuğumu 1 saat içinde unutur giderim... aynı kişiye defalarca ''adın ne?'' derim...

bu tamamen kişisel bir tercihtir. daha fazlasının hakedilmemesinden kelli olabilir bu durum...

boş adamları görüyorum ve artırıyorum dediysem bu benim suçum değildir herhalde...

henry flower

gerçek hayattaki tatminsizliğini sözlükte unutmaya çalışıyor...

biraz içki biraz sözlük püfff unuttun gitti dimi?

eti puf

eskiye göre oldukça değişmiş granül kaplamalı marshmallow bisküvi.

eskiden paketi açmak imkansızdı şimdi sadece zor...

oss ye giren idiot

hemen arkamda oturuyordu...

yan sırasında oturan kıza ''şimdi ben nereyi çözücem'' diye soran kişiydi...

o kız da bozuntuya vermeden anlattı... 2. bölümün hesaplanması için en az 1 tane mat 1 neti yapman lazım dedi ve o idiot '' yok ben matematik yapmiiicam, sınava ilk girişim zaten'' dedi...

sadece söz1 çözecek olan kız 60 soruyu ciddi ciddi 3 saat 15 dakikada çözdü... o da doğru mu çözdü muamma...

zardanadam

tam kulağımda kafam seninle güzel şarkısı vardı...

grup elemanları akademik olarak ortalığın mına komuş sonrasında müzik yapmış ve yaptıkları işi kimseye peşkeş çekmemiş misyon sahibi insanlardır...

oss 2009

çok çok çok ama çok zor bir sınavdı.

sorular feci zordu yani öyle böyle değil. şimdi iki lavuk gelir sırf artsitlik olsun diye ''çok kolaydı'' der...inanmayın...

zira o ''kolaydı'' diyenler sınav sonucu gelince de ''kaydırmışım'' diyecek...

ben sana sen diyor muyum

deniz akkaya dehasının bir gazeteciye sitemi...

gazeteci buna ''sen'' diye hitap edince deniz'de ''ben sana sen diyor muyum'' demiş...

evet sen demiyor sana diyor...

kuvet

insanın kışın sıcacık yazın serin suyun içinde kirlerini şişirme eğlemidir.

böyle içine duş jelini basacaksın, gireceksin içine gözlerini kapatıp sessizliği dinleyeceksin...

köpüklü köpüklü iyice kirlerin şişecek üstüne de köpüklü köpüklü liflendin mi ohhh mis gibi oldun demektir.

haa su faturası gelince de başından aşağı dökülen kaynar sular sizi temizleyeceği için siz yine de fazla kasmasın...

kadinlar hamami

bu sıcak yaz gününde sizlerle bu acı tecrübemi paylaşmamın vakti geldi...

hani hamama gidip temizlenmeyi amaçlıyorsun ya, bok gibi bir yer...

geçen seneydi... bir arkadaşım gidiyordu ve beni de çağırdı, ben de gittim tabii sanki bok var...

yapyaşlı kadınlar vardı... kilotlaydılar sadece... memeleri ayaklarına deyecekti her birisinin... pörsümüşlerdi...

çok iğrenç gözüküyorlardı... ve dahası orta yaş kadınlar vardı... sarkma belirtileri ve kocaları tarafından çok kullanılmıştan yıpranmışlardı...

silme et yığınıydı her yer... aman allahım her yer etti... çirkin birer etti herkes...

onca et içinde taşşş gibi fiziği olan tek kişi arkadaşımdı... o da o kadar taş gibiydi ki herkes ona bakıyordu...

sonra genç kızlar vardı ben yaşlarda... memeleri piyasadaydı hepsinin... kimse utanmıyordu...

o kızlar da kendi yaşıtlarının memelerine bakıyordu ''kimin ki daha güzel'' diye...

ben peştemalliydim, göstermedim bir yerimi kimseye...

midem bulandı, tiksindim... bok gibiydi... evimde banyomda tertemiz yıkanırım da keselenirim de istemem hamam falan...

toplu tasima araclarindaki ter kokulu insanlar

aciliyetle toplumdan soyutlanması gereken insanlardır...

bakın akşamın bir vakti iş dönüşü bu kokuyu anlarım... emek kokusudur o der gücenmem ama kardeşim...

bak kardeşim diyorum bu sakinim demek, sabahın köründeki o ter kokusu ne? işe keraneden mi gidiyon lan...

neyse sakin olucam.

kiyafetlerinin deterjan kokmasi

ohhhh mis gibi kokması demektir...

yapay kokulardan bin kat daha iyidir... 200 tl verilerek alınmış bir parfümün kokusuna on bin tirilyon kartilyon basar...

doğaldır ve temizlik, saflık kokmak demektir...